Nedir Bul

ne nedir, nerdedir, bilim, tarih, edebiyat, çoğrafya, dünya tarihi, şehirler..

YasakTube

Bildiğiniz üzere Türkiye de uzun süredir youtube yasağı var . Bu yasağı artık aşıyoruz :)

YasakTube ile youtube videoları üzerinden arama yaparak istediğiniz videoyu izleyebilirsiniz. Youtube video api sistemini kullanan YasakTube 4 yıldır siz lere hizmet ve riyor.

Ana sayfada yer alan kategorilerden güncel videolara ulaşabilirsiniz.

Pipimle oynuyorum ben

-Oğlumuz ne işle meşgul ?
-Pipimle oynuyorum ben.
-Başka bir şey sormuştum ama bu cevapta yeterli benim için ..

Güzel bir cilt için neler yapmalısınız ?

Kadifemsi bir dokunuş ve bebek gibi cilde sahip olmak için kendi nize özel 15 da kika ayırmanız yeterli! Mutfağınızdaki malzemelerle kolayca hazırlayıp kullanabileceğiniz cilt bakım maskeleri cildinizi besleyip kendi ni yenilemesine yardımcı olacak…

Cilt Bakımı Kuru ciltler için
Yumurta sarısı ve sütle hazırlanan cilt bakım maskesi; kuru ciltleri ne mlendirir ve doğal bir yumuşaklık kazandırır. Haftada 1 kez uygulayabileceğiniz cilt maskesi; cildinizi besleyip yenilenmesine yardımcı olacaktır.

Malzemeler
1 adet yumurta sarısı
1 yemek kaşığı süt [Devamını Okuyun...]

Ekvator nedir?

Ekvator, kuzey ve güney yarıküreleri bir birinden ayıran hayali da iresel hat. Kuzey ve Güney kutup noktalarına eşit uzaklıkta olan noktaların bir leştirilmesiyle elde edilen çizgidir. Ekvator’un en lemi tanım gereği 0° dir. Ekvator çizgisinin uzunluğu 40.076,4 km’dir.

Ekvator’un özellikleri En uzun paralel da iredir. Paralel da irelerinin başlangıcıdır. (0˚ Paraleli düny ayı kuzey ve güney olmak üzere iki yarı küreye ayırır.) Güneş ışınlarını yaklaşık olarak 21 mart ve 23 Eylül&’;de dik açı ile alır (Ekinoks).

Çizgisel hızın en fazla, yer çekiminin en az olduğu yer dir.Üzerinde gece ve Gündüz süreleri her zaman eşittir.Her zaman yaz mevsimi yaşanır. Ekvator üzerinde meridyenlerin bir birlerine uzaklığı eşit ve 111Km. dir. her meridyen arası dört da kikadır. Güneş ışınları ne rede olursa olsun bir meridyenden diğer meridyene aynı anda geçerler.

Ekvator dünya üzerinde var olmayan ama var olan gibi düşündüğümüz hayali çizgi. [Devamını Okuyun...]

Rüyada evlenmek

Rüyada ev lenmek,  rüyada ev lendiğinizi görmek ne anlama gelir?

Allah (c.c.) tarafından gelecek bir yardıma; yüksek bir makama geçmek için sarf edilen gayrete; borçlanmaya; üzüntü ve kedere; Tanıdık bir kadınla ev lenmek, o kadının kocasından menfaat elde etmeye, Tanımadığı bir kadınla ev lenmek ev de ğiştirmeye, maksaddının hasıl olmasına ya da ve fat etmeye, Ölmüş bir iyle ev lenmek, ümidini kestiği bir şeyin gerçek leşmesine, Hasta bir inin ev lendiğini görmesi ve fat etmesine, Kendine nikah düşmeyen bir iyle ev lenmek aile fertlerinin başına geçmeye, Dört kadınla ev lenmek Peygamberimizin (s.a.v.) kabrini ziyaret etmeye de lalet eder. (Ayrıca Bakınız; Nikah.)

Rüyasında ev lenen zengin olur. Birisi rüyayı göre ni öpse muradına ereceğine, bir kadınla bu luşması büyük bir zattan faydalanacağına, bir kızla bu luşması ise ; muradına ereceğini haber ve rir.

Rüyada ev lenen zengin olur diye yorumları. Aynı çıkar. Nikah memuru, kişinin hayatında rol oynayacak bir kişiyi haber ve rir.

Rüyada ev lenmek zenginlikle yorumlanir. Rüyada genç bir kimse ile ev lendigini görmek, çok yakinda zengin olup bolluk ve refaha kavusacagina isarettir. Evlenmek için söz kesmek, büyük bir kimseden menfaat göre cegine de lildir. Bir gençle bu lusup ev lenme için karar aldigini göre n muradina nail olur. Evli olmayan bir kadina gizlice bir söz söyledigini görmek, o ka-dinla ev lenmek istedigine, ev li bir kadinla ev lenmek istedigini ve onu istettigini görmek, dünyada beklediklerini elde edemeyecegine, bir kadinla ev lenmek isteyip de onun da bu na razi oldugunu görmek, muradina erecegine isarettir. Orta yasli bir kadinla ev -lenmek istedigini görmek, pek büyük zenginlige de lalet eder. Kirmanî’ye göre ; karisindan gayri bir kadinla ev lendigini görmek o kadinin güzel ligi de recesinde zenginlik ve menfaate, bil-medigi görmedigi ve adini bile isitmedigi bir kadinla ev lendigini görmek ya kendi sinin ve ya ev inde bir inin ölecegine, kendi sini gü-veyi olmus görüp esini görmedigini görmek, ölüme isarettir. [Devamını Okuyun...]

Spor yaparken nasıl giyilmeli?

Hem harika görünün, hem de kendi nize güveniniz artsın…İşte 7 ön eri!

1. Teknolojik kumaşları tercih edin
Şaşırtıcı bir gerçek ama spor salonlarında görülen en yaygın kıyafet kombinasyonu hâlâ sıradan bir penye tişört ve tayt… Oysa günümüzde kumaş tek nolojisindeki yenilikler sayesinde performansı artıran, yapılan sporu kolaylaştıran bir çok farklı özellikte giysi üretiliyor. Ancak beyinlerde hâlâ “sentetik” giysilere karşı bir ön yargı var . Aslında bu son tek noloji ürünü kumaşlar hem daha fazla ne fes alma özelliğine sahip, çok daha rahat ve spor yaparken diğer doğal kumaşların aksine şekillerini koruyabiliyorlar. Pamuklu kumaşlar ise hem teri gösteriyor hem de kurumaları zor olduğundan ıslak kalarak ciltte sürtünme son ucunda bazı rahatsızlıklara ne den olabiliyorlar. Spor yaparken giyeceğiniz giysileri seçerken Nike’ın Dri-FIT ya da Adidas’ın ClimaCool serisinde olduğu gibi ne fes alabilme özelliği olan sen tetik ürünleri tercih edebilirsiniz. Kaynakwh: Spor yaparken nasıl giyinmeli ?

2. Doğru iç çamaşırı seçin
Sporcu sutyenleri, sıradan sutyenlerin aksine egzersiz sırasında göğüslere ekstra de stek vermek ve rahat bir şekilde hareket edebilmeyi sağlamak için özel olarak dizayn ediliyor. Yanlış sutyen seçimi göğüslerde sarkmaya ve sırt ağrılarına ne den olabiliyor. Öte yandan her hangi bir spor sutyeni 6 aylık düzenli bir kullanımdan sonra elastikiyetini kaybetmeye başlıyor. Ancak bir çok kadın bu sutyenleri uzun yıllar boyunca kullanma yol unu seçiyor. Oysa yıkama ve kullanmanın etkisiyle özelliklerini yitiren sutyenler göğüsleri yeterince de steklemiyor. Ayrıca sutyen seçerken yapılan sporun ağırlık de recesini de göz ön ünde bu lundurmalı. Örneğin koşu, basketbol, voleybol, binicilik gibi sporlar için yüksek korumalı sporcu sutyenleri kullanmak seçmek gerekiyor.

3. Kıyafetlerinizi test edin
Spor yaparken eğilirsiniz, zıplarsınız, çömelirsiniz…

O yüzden kıyafet seçiminde bir az tedbirli olmak ta yarar var . Harika bir vücudunuz bile olsa spor salonlarında abartılı de kolte kıyafetler giymekten kaçının ve hareket ederken üstü nüzdekilerin nasıl göründüğünü önce den test edin. Egzersize başlamadan önce soyunma odasındaki aynanın ön ünde bir kaç esneme hareketi yaparak göbeğinizin, kalçanızın, göğüslerinizin nasıl göründüğünü kontrol edin. Böylece “Aman bir yer im açıldı mı, göründü mü?” kaygılarından uzak egzersizinizi rahatça yapabilirsiniz.

4. Taytların ağ kısmına dikkat!
Eğer da r bir eşofman altı ya da tayt giyiyorsanız bel ile pantolon ağı arasının yeterli uzunlukta olup olmadığını kontrol edin. Çünkü taytınızı yukarı doğru gereğinden fazla çekiştirirseniz ağ kısmında istenmeyen bir görüntüye ne den olabilirsiniz. Böylesine bir frikikten kaçınmak için bu tip ürünler alırken her zaman bel kısmının ne rede durması gerektiğini satıcıya sorun.

5. Spor güneş gözlüğü alın
Eğer sık lıkla açık havada spor yapıyorsanız bir çift spor güneş gözlüğüne yatırım yapmanızda yarar var . Çünkü sıradan gözlüklerin aksine bu gözlükler son de rece hafif , hareket ettiğinizde kaymıyor ve bir da rbeyle karşılaştıklarında kırılarak tehlikeye yol açmıyor.

6. G-string’den uzak durun
İncecik bir ip parçasının normal günlerde kullanımının bile ne kadar sağlıklı olduğu tartışılırken, onu egzersiz sırasında kullanmak pek de doğru bir yaklaşım olmasa gerek. G-string iç çamaşırları egzersiz sırasında teri emmiyor ve tahrişe ne den oluyor, bakterilerin dolaşımını kolaylaştırarak sistit gibi rahatsızlıklara ne den oluyor. Bir de her kesin bildiği üzere pantolondan dışarı çıkarak nahoş bir görüntüye ne den olmak gibi bir alışkanlıkları var ! Bu nun yer ine, izsiz, ne fes alan ve teri emen bir iç çamaşırı kullanın.

7. Ayakkabı alışverişine çıkın
Dansa gittiğiniz ayakkabılarla aynı zamanda koşuyor, incecik tabanlı babetlerinizle uzun yürüyüşlere mi çıkıyorsunuz? Ayaklarınızı yaptığınız spora uygun bir ayakkabı ile de steklemezseniz ayak sağlığınıza zarar ve rir ve kalça, diz eklemlerinde problemlere yol açarsınız.

Özgüven nedir? Özgüven nasıl kazanılır?

Özgüven ön emli bir kişisel özelliktir; yaşamla baş etmemizi ve sorunlarla gerçek çi bir şekilde mücadele etmemizi sağlar ve zorluklara da yanmamızı kolaylaştırır. Özgüven kazanma süreci, yaşamın ön emli zorlukları ile başa çıkma gücüne sahip ve mutlu olmaya layık bir kişi olma de neyimidir.

Özgüven insan a güç ve rir, en erjisini artırır ve daha fazla çaba göstermeye özendirir. Başarı için ilham kaynağıdır. Başarılarımızla gurur duymamızı ve onlardan keyif almamızı sağlar.

Bizim yaklaşımımıza bağlı olarak başka insan lar ve dışımızdaki olaylar özgüvenimizi yükseltebilir ya da bitirebilirler. Yaşama özgüvenli bir şekilde yaklaşmak ve bu nu sürdürmek ön emlidir. Ancak, aşırı bir güven duygusu ile hareket ederek kendi mizi ve diğer insan ları tedirgin etme riskini de almamak gerekir.

Özgüvenimiz olmadığında işleri yapabilme yeteneğimizden emin olamayız. Gerekli beceriye ve de neyime sahip olduğumuzu bildiğimiz halde daha önce hiç yapmadığımız bir işle karşılaştığımızda en dişeleniriz. Birçok durumda, özellikle karar ve rmemiz, inisiyatif kullanmamız ve ya yeni insan ları işin için e katmamız gereken durumlarda rahatsız ve huzursuz oluruz.

Bu na karşın, aşırı bir güven duygusu için de da vrandığımızda; sınırlarımız olduğunu kabul etmek istemeyiz, yeteneklerimiz hakkında gerçek çi olmayan düşüncelere kapılırız. Üzerimize aşırı iş yükü alırız, böylece her zaman iyi iş yapamayız. En iyi yi bizim bildiğimizi düşünürüz, ön erileri göz ardı ederiz, bize yardım etmek isteyenleri de genellikle reddederiz.

Olması gereken düzeyde bir özgüvene sahip bu lunduğumuzda ise ; en iyi için çaba göstereceğimizi ve kabul edilebilir bir son uç ortaya koyacağımızı bilerek işleri ele alırız. Bir işi yapamadığımızda mazeret üretmek yer ine yeniden de nemeye başlarız. İlk seferinde tümü yle doğru olarak anlamadığımız ya da yapamadığımız bir işin dünyanın son u anlamına gelmediğini biliriz. Hatalarımızı de rt etmek yer ine onlardan de rs almasını becerebiliriz. Bir çok durumla ve sorunla daha iyi baş edebiliriz.

Özgüven hedeflerimizin peşinden giderken bize güç ve rir. Başarılarımızla doyum ve rahatlık hissetmemize izin ve rir. Özgüvenimizin güçlü olması durumunda başarı bize doğal ve doğru gelir.

Birçoğumuz, belirli zamanlarda, belirli insan larla ve belirli durumlarda kendi mizi güvenli hissederken bazı durumlarda, zamanlarda ve bazı insan ların karşısında özgüvenimizi yitiririz. Kendimize olan güven duygumuzu ne lerin etkilediğini doğru anlamamız gerekir. [Devamını Okuyun...]

Pisagor teoremi

Samos’lu Pisagor’un, Milattan önce 596 yıllarında doğduğu tahmin ediliyor. Doğumu gibi ölüm tarihi de kesin de ğildir. Bu günkü adıyla bilinen Sisam Adasında 596 ve ya 582 yılında doğmuştur. Hayatı hakkında çok az bilgiler var dır. Bu bilgilerin bir çoğu da kulaktan kulağa söylentiler biçiminde gelmiştir. Fakat, önce leri doğduğu yer olan Sisam Adasında okuduğu, daha sonra ları Mısır ve Babil’e giderek oralarda bilgilerini ile rlettiği ve ülkesine geri dönerek de rsler ve rdiği söylenir. Kendisinden önce ki bilgilerin tümü nü öğrenmiş ve de rlemiştir. Kendisi, bir Yunan filozofu ve matematikçisidir. Ülkesinde hüküm süren politik baskılardan kaçarak, İtalya’nın güneyindeki Kroton şehrine gelmiş ve ünlü okulunu bu rada açarak şöhrete kavuşmuştur. Yarı söylentilere göre felsefe okulunun kurucusudur. Bu okul aynı zamanda dini bir topluluk ve o zamanın politikasına oldukça egemendir. Yine söylentilere göre , Pisagor’un matematik, fizik, astronomi, felsefe ve müzikte getirmek istediği yenilik, bu luşlar ve ışıkları hazmedemeyen bir takım siyaset ve din yobazları halkı Pisagor’a karşı ayaklandırarak okulunu ateşe ve rmişler, Pisagor ve öğrencileri bu okulun için de alevler arasında M.Ö. 500 yıllarında ölmüşlerdir. Bu ne denle Pisagor ve yaptıkları hakkında az bilgiler bize kadar gelmiştir. Pisagor’un ve öğrencilerinin yaptıklarının bir çoğu bu alevler arasında yok olup gitmiştir.

Pisagor, M.Ö. altı ncı yüzyılda, dünyanın güneş etrafında hareket ettiğini ile ri sürdüğü zaman oldukça sert olan bir hareketle karşılaşmıştır. O tarihlerde kağıt olmadığı için , bu bu luşlarını nasıl elde edildiği, yine bu de virlerdeki bilgilerin hangisinin Pisagor’a ait olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Hatta, okuldaki öğretim araçlarının masa üzerindeki ıslak kum olduğu söylenir. Bu koşullar altı ndaki ilmi gerçek lerin tümü o zaman yazıya geçmediği için , bir çoğu da zamanla kaybolup gitmiştir. Bu ne denle, Pisagor’un okulu ve öğrencileri ile bir likte yanmalarından, eser bırakıp bırakmadığı da kesin olarak belli de ğildir. Geometride, aksiyomlar ve postülatlar her şeyden önce gelmelidir. Sonuçlar bu aksiyom ve postülatlardan yararlanılarak elde edilmelidir düşüncesini ilk bu lan ve ilk uygulayan matematikçi Pisagor’dur. Matematiğe aksiyomatik düşünceyi ve ispat fikrini getiren yine Pisagor’dur. Çarpma cetvelinin bu lunuşu ve geometriye uygulanması, yine Pisagor tarafından yapıldığı söylenir. En ön emli bu luşlarından bir i de , doğadaki her şeyin matematiksel olarak açık lanması ve yorumlanması düşüncesidir. Yaşayış ve inanışı, ilimle açık lama ve yorumlamayı o getirmiştir.
Müzik üzerine de çalışmaları var dır. Müzik tonlarının, telin uzunluğunun oranlarına bağlı olduğunu keşfetmiş ve bu nun tüm sayılara yorumlamasını düşünmüştür. Bir yer de bu günkü gerçel ekseni söylemeden düşünmüştür. Bu da , bu günkü kullandığımız gerçel eksenin sayı sisteminde kullanılmasından başka bir şey de ğildir. Fakat, eski Yunan matematikçileri gerçel sayıları bilmiyorlardı. O zamanlar, rasyonel sayıları uzunlukları ölçmek için kullanıyorlardı. Bu nun için belli bir bir im alıyorlar ve bu bir ime oranlayarak iki nokta arasındaki uzunluğu ölçüyorlardı. Rasyonel sayılarla ölçülemeyen uzunluğun keşfi 2600 yıl önce Yunan matematikçileri tarafından olmuş tur. Bu son uçta, halen de ğerini koruyan ve koruyacak olan ünlü Pisagor teoremine da yanır. Pisagor teoremi, matematikteki en büyük bu luşlardan bir idir. Hele zamanımızdan 2600 yıl önce bu lunduğu göz ön üne alınırsa, bu ndan daha büyük bir bu luş düşünülemez. Pisagor’un adını 2600 yıldır andıran, onu ünlü yapan ve insan lığın var olduğu sürece de son suza kadar da andıracak meşhur teoremi şudur: Bir dik üçgende, dik kenarlar üzerine kurulan karelerin alanlarının toplamı, hipotenüs üzerine kurulan karenin alanına eşittir.
Pisagor teoremi, rasyonel sayılarla ölçülemeyen uzunluğun da var olduğunu gösterir. Örneğin, yukarıdaki şekilde olduğu gibi , dik kenarları bir er bir im olan dik üçgeni göz ön üne alalım. Geometrik olarak, bu özel hal için , Pisagor teoremi gerçek lenir. Yani, büyük karenin alanı, dik kenarlar üzerine kurulan karelerin alanları toplamıdır. Diğer bir de yimle, x2=2 olur. Bu de nklemin kökü de rasyonel olmayan karekök 2 uzunluğudur. Yunan matematikçileri gerçel sayılan bilmiyorlardı. Üstün zekalı Eudoxos tarafından bu lunan oranlama yöntemini kullanıyorlardı. Aslında, gerçel sayıların oluşumu kavramı bir ya da bir çok insan ın bu luşu de ğildir. Rasyonel sayıların günlük hayatta kullanılması sırasında kendi kendi ne gelişmiştir. On tabanına göre sayıların sayılması ve yazılması, büyük bir olasılıkla iki eldeki parmakların sayılmasından doğmuştur. Şu sırada bile ilk el yaşam sürdüren bazı kabilelerde bu na benzer sayma yöntemi var dır. On tabanına göre sayıların yazılması ve okunması, Avrupa’ya Crusades’ten sonra Arap dünyasından gelmiştir. Bu nu Araplar Hintlilerden, Hintliler de Helen medeniyetinden aldılar. Yunan’lı astronomlar bu sayı sistemini, M.Ö. 1500 yıllarından beri kullanan, Babil’lilerden almışlardır. “Evrenin hakimi sayıdır. Sayılar ev reni yönetiyor” sözleri de Pisagor’a aittir.

Pisagor, Archimedes’ten oldukça farklıdır. Pisagor hem mistik ve hem de matematikçidir. Mistik tarafları çok tur. Bu nlar, efsaneleşmiş bir biçimde de stan olarak anlatılmış, ev ren hakkında bu günkü gerçek lere uymayan düşünceler de ile ri sürmüştür. Bu nları bir tarafa bırakırsak, yine yaşadığı çağa göre matematikçi yönü çok ağır basar. Pisagor, Mısır’da ve Babil’de çok gezdi. Rahiplerden ilim öğrendi. Çok tanrılı olan o zamanın dini inançlarını benimsedi. Yaşadığı çağı ve aldığı rahip eğitimi göz ön üne alınırsa, bu nda yadırganacak pek bir şey de yoktur. Oldukça doğaldır. Matematiğe ispat fikrini getiren Pisagor için , sosyal ve şahsi yaşantısı bu kadar eleştiriye de ğmez. Yalnız, Pisagor ve bazı Yunan filozofları, örneğin, Euclides, Eflatun ve Aristo gibi alimleri, yaşadığı de virlerde, bu gün için bilinen ilmi gerçek lerde hataya düşmüşlerdir. Bu filozofların felsefeleri, modern matematiğin kurucusu Descartes (1596-1650) ve Newton (1564-1642) kadar , modern fiziğin kurucusu Galile (1564-1642) ve modern kimyanın kurucusu olan Lavoi***r (1743-1794) zamanına kadar iki bin yıllık bir gecikmeye ne den olmuş lardır. Eğer Yunan’lılar Euclides, Eflatun ve Aristo yer ine Archimedes’i izlemiş olsalardı, Descartes, Newton, Galile ve Lavoi***r’in kurdukları modern ilme iki bin yıl önce ulaşır ve bu gün için de bu lunduğumuz medeniyete iki bin yıl önce var ılırdı. Yani, Archimedes’le Newton, Galile ve Lavoi***r arasında tam iki bin yıllık ilmi boşluk var dır. Bu boşlukta kolay kolay doldurulamaz. Bu ne denle, Yunan’lıların medeniyetin ile rlemesine iki bin yıllık bir gecikmeye sebep oldukları bir gerçek tir. Avrupa’da uzun yıllar egemen olan ve hüküm süren skolastik düşüncenin temeli Yunanistan’da atılmış ve İtalya’da geliştirilmiştir. Bu ne denle de uzun yıllar bu skolastik düşünce yenilememiştir. Bu uğurda çok sayıda ilim adamı yok edilmiştir.

Pisagor’dan önce , geometride, şekillerin aralarındaki bağlılıklar gösterilmeksizin elde edilenler, göre nek ve tecrübeye da yanan bir takım kurallardı. Bu ne denle, daha gelen bir yetkili ne de mişse o sürüp gidiyordu. Pisagor’un matematiğe ispat fikrini sokması bu yüzden çok ön emlidir. O çağlarda çok tanrılı din var dı. Pisagor daha da ile ri gidiyor ve “tanrı sayıdır” diyordu. Bu sayılar, 1, 2, 3…, şeklinde bu gün bildiğimiz doğal sayılardı. Daha sonra , kendi kendi ne bir çelişkiye düştüğünü, tamsayıların hatta rasyonel sayıların bile matematiğe yetmediğini, kendi adıyla anılan Pisagor teoremiyle gördü. Bu na bir süre karşı da çıktı. Fakat, son unda bu yenilgiyi kabul etmesini de bilmiştir. Olayda karekök 2 şeklinde rasyonel bir uzunluğun olmaması problemidir. Halbuki Pisagor teoremine göre böyle bir uzunluk var dır. Pisagor’un kuramını yıkan problem, a2=2b2 de nklemini gerçek leyen a ve b gibi iki tamsayıyı bu lmak olan aksızdır. Pisagor’un karşılaştığı iki nci güçlük, bir karenin kenarının köşegenine bölümünün rasyonel bir sayı olmayışıdır. Bu söylediğimiz, a2=2b2 de nkleminde adı geçen olaya eşdeğer olduğu açık tır. Bu problemi bu günkü matematik diliyle söylersek, karekök 2 sayısı irrasyonel bir sayıdır. İşte, karenin köşegeni gibi basit bir uzunluk, Pisagor’un doğal sayılar kümesine meydan okuyarak, Pisagor’un ilk felsefe kuramını yalan lamıştır. Böylece, hiç bir zaman tek rar etmeyen son suz ondalıklı olan irrasyonel sayı bu lunmuş olunur. Pisagor’un bu bu luşu, modern analizin kökünü keşfetmiştir. Bu problem bir yer de, sıfır ile iki sayısı arasını rasyonel sayılarla kaplayabilir miyiz sorusunu doğurur. Yanıt hemen hayır olacaktır. Çünkü, 0<karekök 2<2 olan karekök 2 sayısı rasyonel de ğildir. 1,41 ile 1,42 sayıları arasında rasyonel olmayan bir sayıdır. Öyleyse, sayı doğrusu üzerindeki her bir noktaya bir gerçel sayı karşılık gelir postülatını şimdilik kabul edebiliriz. Bu görüşe Pisagor’culuk de nir ve bu görüşe ile ride Kronecker tarafından itiraz edileceğini hemen söyleyelim.
İşte, sayı doğrusu üzerinde rasyonel sayılarla sıfır sayısından iki sayısına sürekli olarak gitmek mümkün diyenlerle, mümkün de ğildir diyenler arasında uzun yıllar tartışma olmuş tur. Yüzyılımızda çıkan Brouwer’e kadar bu tartışma çeşitli şekillerde karşımıza çıkmıştır. Mümkün de ğil diyenler hiç bir ile rleme göstermeden yer inde saymışlar ve az hata yapmışlar fakat, mümkün diyenlerse çalışarak ve bir az da fazla hata yaparak bu günkü modern matematiğe ulaşmışlardır. Doğrunun sürekli olup olmadığı uzun yıllar tartışılmıştır. Pisagor, bu kuramlarla, sayılar aracılığıyla ve kendi yöntemleriyle ev renin doğal de ngesini ve ev rendeki cisimlerin ilişkilerini açık lamaya çalışmıştır. Şüphesiz, bu görüş ve düşünüşlerin bir çoğu bu gün geçerli de ğildir. Yine de , modern matematiğin temelini Pisagor atmıştır. Halbuki, M.Ö. 500-428 yıllarında Pisagor de vrinde yaşamış olan Anaksgoras, Güneş’i, Dünya’dan kat kat daha büyük kızgın bir de mir kütlesi olarak tanımlamıştır. Ay ışığının Güneş’ten gelen ışınların bir yansıması olduğunu da ön e süren kişi olduğu da sanılmaktadır. Bu ne denle, Pisagor mistik olduğu kadar üstü n zekalı bir matematikçidir sıfatları yer inde kullanılmıştır.

Kan grupları anne ve babadan çocuğa nasıl geçer?

Kan Grupları Çocuğa Nasıl Geçer?
Kanın canlı yaşamı için ön emi anlaşıldıktan sonra , kanama hallerinde kan nakli yapılmaya başlandı. Nakledilen bazı kanlardan sonra hastanın sağlık durumunda bozulmalar başlayınca, her kanın bir birine uymadığı anlaşılarak aralarındaki farklar araştırıldı ve kan grupları tesbit edildi. Çok sayıda kan grubu olmasına rağmen, kan nakli açısından ön emli olan başlıca iki sistem var dır. Bu nlardan bir incisi A, B, 0 grupları diye bilineni, diğer i ise Rh faktörüdür. Birinci sistemi göre insan lar, A, B, AB ve 0 olmak üzere dört gruba ayrılır. Bu nlar da , Rh faktörünün bu lunup bu lunmamasına göre kendi içlerinde Rh(+) ve Rh(-) olarak iki ye ayrılır. Sonuç olarak kan grupları açısından sekiz grup insan bu lunmaktadır.

Bütün yapısal özellikler gibi kan grupları da kalıtımla belirlenir. Kalıtımla ile tilen özellikler, baskın (dominant) ya da silik (resesif) özellik gösterir. Anne ya da babanın bir inden baskın, diğer inden silik özellikte gen gelirse, çocuk baskın genin özelliklerini gösterirken silik özelikteki geni taşıyıcı olur ve üreme hücrelerinin yarısında bu genleri taşır. Eğer iki taraftan da baskın gen gelirse, çocuk bu iki genin karışımı tütründe özellik gösterir. Kan grupları açısından ayrıntısına girmeden, kısaca bahsetmek gerekirse, A ve B grupları eşit güçte baskın karakter taşırken, 0 grubu silik bir özellik göstermekte, aynı şekilde Rh(+) özelliği de baskın bir karakter taşımaktadır. Kan grupları belirleyen genler olduğu için , grubun zaman için de de ğişmesi söz konusu de ğildir.

Kalıtım ve kan grubu konusunu bir örnekle ele alırsak, A Rh(-) grubundan bir i ile 0 Rh(+) grubu taşıyan bir inin bir leşmesinden olacak çocukların kan grupları A Rh(+), A Rh(-), 0 Rh(+) ve 0 Rh(-) olabilir. Eğer tahlillerde bir hata yoksa bu çiftin çocukları B ve ya AB grubu olamaz. Eğer ortada B ve ya AB grubundan bir çocuk varsa , bu çocuğun o çiftin çocuğu olması mümkün de ğildir.

Silik karakter taşıyan kan gruplarında ihtimaller daha da az almaktadır. Örneğin her iki si de 0 Rh(-) olan çiftin çocukları da mutlaka aynı gruptan olacaktır.

Kan grupları, ev lilikler aşamasında kan uyumsuzlukları açısından da ön emli olmak tadır.

Kan uyumsuzluğu, AB0 gruplarında olsa da çok ön em taşımamakla bir likte, Rh(+) erkekle, Rh(-) kadının çocuklarında ortaya çıkmaktadır. Eğer çocuk baba gibi Rh(+) kan taşırsa annenin kanında oluşan bağşıklık maddeleri çocuğun kanına zarar ve rir. Bu , çoğu zaman ilk gebelikte sorun yaratmaz, gebelik sayısı arttıkça, eğer her doğumdan sonra gerekli ilaç uygulanmazsa sorun olmaya başlar. Bu ne denle her çiftin çocuk yapmaya karar ve rmeden önce , ya da gebelik oluşur oluşmaz kan gruplarını belirletmeleri ve son ucu doktorlarıyla görüşmeleri yararlı olacaktır.

Güne zinde başlamak için neler yapmalısınız?

Sabahları halsiz ve bitkin kalkmak yer ine, güne en erjik ve dinç bir şekilde başlamak için bu 7 ön eriye dikkat!

Her sabah zinde ve dinlenmiş kalkmak isteriz. Uygulayın, halsizlik, yorgunluk, geç uyanma de rdinden kurtulun…

Her gün aynı saatte kalkın

Biliyoruz, haftasonunun uyku cazibesine kapılmamak çok zor! Ama bir şekilde iradenizi kullanıp, haftaiçi uyandığınız saatte uyanmaya özen gösterirseniz, vücudunuzun bu na alışmasına yardımcı olursunuz. Bu rutine alışan vücut da her gün aynı zindelikte, yorgun olmadan kalkmaya meyilli olacaktır.

Alarmı ertelemekten vazgeçin

Bu nu yapmayanımız var mı acaba? Sabah alarm çalınca, onu bir 5 da kika, sonra bir 5 da kika daha erteleyip; o kısa uykudan muhteşem bir keyif almak ! Halbuki yapılan bir çok araştırmaya göre , bu ertelemeler esnasındaki kısa uykular de rin olmadıkları için bizi yorgun kılmaktan başka bir işe yaramıyorlar. Dolayısıyla alarm bir kez çaldığında, kararlı olmak ve uyanmak gerek…

Kalkar kalkmaz bir bardak su

Uyku sırasında vücudumuz su kaybeder ve bu durum bizleri aşırı halsiz kılar. Eğer sabah uyanır uyanmaz bir bardak su içerseniz, bu nun bedeninize ve receği en erjiyi ve ruhunuza ve receği ne şeyi hemen hissedeceksiniz. Sabahları su içmek aynı zamanda metabolizmanın da hızlanmasını sağlayacaktır.

Güneş siz i uyandırsın

Uyku problemleri yaşayanlara sık lıkla ön erilen konulardan bir i de uyku odasını en karalık şekilde kullanmaktır. Evet, karanlık bir odada uyumak çok daha kolay olacaktır; fakat sabahlar uyanmak da bir o kadar zor… Eğer sabahları en erjik bir şekilde uyanmak istiyorsanız gece yatmadan perdelerinizi aralamalı; siz i güneşin uyandırmasına izin ve rmelisiniz.

Alarm kurun, müzik çalsın

Alarmınızın sabah rahatsız edici bir tonla ötmesindense, güne müzikle başlamanın çok daha keyifli olacağı malum… Aynı zamanda alarmın rahatsız edici sesiyle uyanmak, güne kalp çarpıntısıyla başlamaya da ne den oluyormuş. Dolayısıyla güne en erjik bir Madonna ve ya Beyonce parçasıyla başlamak motive edecektir.

Sabah sabah hareket

Sabah uyandığınızda hareketsiz bir şekilde ağır bir güne başlamak yer ine, bir kaç egzersiz yaparak güne çok dinç bir şekilde başlayabilirsiniz. Uyanır uyanmaz esneme hareketleriniz mutlaka yapın. Daha fazla spor yapmaya vaktiniz yoksa da işe giderken toplu taşıma araçları yer ine yürümeyi, asansör yer ine merdiveni tercih ederek hareket edebilirsiniz.

Protein ağırlıklı kahvaltı edin

Karbonhidrat ağırlıklı kahvaltı ettiğinizde, vücudunuz daha tembel hissedecektir. Bu nun için ağır karbonhidrat yer ine proteinden zengin bir kahvaltıyı tercih edin. Bu nun için kahvaltı mönünüze yoğurt, yumurta, süt ve yüksek proteinli tahıllar ekleyin. Bu şekilde en erjinizi öğlene kadar koruyarak, tok kalabileceksiniz.



porno izle sikis porno izle